Günlerdir süregelen Ortadoğu’daki kaos ortamını, halkların isyanlarını, diktatörlerin ülkeden kovuluşunu veya kaçışını ekranlardan izliyor, gazetelerden okuyoruz. Domino taşları gibi birer birer yıkılıp, düşüp tarihteki yerlerini almaya başlıyorlar. Diktatörlerin kimisi açıklamalarında, kendi isteğimle gidiyorum diyor, kimisi uçağa zorla bindiriliyor, kimisi de gitmeyeceğim ülkemde kalayım diyor.
Ama halk bir defa direnişe geçmiştir, gözünü açmıştır, esaret uykusundan uyanıp meydanlarda nöbet tutmaya başlamıştır. Bütün bunlar olurken, diğer ülkelerde de bir tedirginlik yaşanmaya başlandı, ama hepsi aynı şeyleri söyledi “bize bir şey olmaz, bize sıra gelmez.”
İstedikleri kadar konuşsalar da sıra onlara da geliyor gibi. Ortadoğu’daki bu değişim veya devrim fırtınası onları da içine alabilir, ve bir anda “Ya Allah” sil baştan olabilir.
Bu yazıda öyle savaşın çıkması veya kan dökülmesi için “tam tam” çalmak istemiyorum. Bu yazdıklarım sadece gerçeklerden ibaret, biraz düşünüp Ortadoğu’ya baktığınız zaman anlarsınız. Ortadoğu’daki değişim mutlaka olacak, umut ederim ki kan dökülmeden olsun.
Zaten o bölgenin insanları yüzyıllardır, bin yıldır perişan ve orada şimdiye kadar dökülen kanların, yüzde doksanı kardeş kanıdır.
Bu bölgede bunlar olurken, en çok tedirgin olan devlet hiç şüphesiz İsrail, çünkü öyle her Arap ülkesiyle arası iyi sayılmaz. İsrail’in tedirginliği, mevcut yönetimlerin gidip yerlerine aşırı İslamcı grupları gelmesidir.
Haklıdır, ne de olsa çıkar davası. Yüzyıllardır hayal kurmaktadırlar, “Büyük İsrail” için, kan dökmektedirler, acımasızca katliamlar yapmaktadırlar.
Ortadoğu’da bütün bu olanlar için, her ne kadar ABD veya İsrail oyunları deseler de bu eylemler belki, halkların kendi istekleriyle gerçekleşmektedir, konunun bu kısmı tartışma konusu olabilir. Mısır’ın lideri Mübarek gitti, önce yarım gideyim diye uğraştı ama sonunda gitti. Mısır’daki isyanların temeli internet üzerinden yapılanma denmektedir.
En son halk hareketi İran’da görüldü, orada da insanlar sokaklara döküldü. İran’da böyle bir şeyin olmayacağı konusundaki iddialar çoğunluktaydı. Bu konuların uzmanı kişiler İran’a pek ihtimal vermiyordu yani. Ama İran’da da kıpırdanma oldu bir kere, sonu nasıl bitecek?
Bekleyeceğiz, göreceğiz.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, açıklamasında “bunlar komplocu” diyor, reform yanlısı olup ta, sokağa dökülen insanlar için İran Devlet Televizyonundan şu konuşmayı yapıyordu; “Elbette bir sonuca varamayacaklar. İran ulusunun yükselişinin önüne geçmek istediler. Güneşi balçıkla sıvamak istiyorlar. Olan bitenden bihaber bir kısım insandan bahsetmiyorum, kastettiğim kişiler bunları organize eden komplocular. Yaptıklarından elbet kendileri de zarar görecek.”
Bu açıklamalar, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın kendi düşünceleri, halkı ne düşünüyor onu da zaman gösterecek.
İran’da halk yönetimden memnun ise sorun yok demektir. Bütün halklar kendi kaderini kendisi çizer, bu cümle bana ait değil, kim söylemiş onu da hatırlayamadım.