TOPLUM en küçük örneği ile aile, en büyüğü ile millettir. En küçüğünden en büyüğüne kadar insan olan her yerde, her toplumda bir lider bulunur. Bu hayatın tabii seyridir. Arkadaş grubu içerisinde dahi böyledir. Konumuz ise siyaset ve millet içinde liderdir.
Toplum, zaman içinde içerisinden liderler çıkarır. Bazen birisi öne geçer ve rakiplerini aşarak millet için lider olur. Tarihte siyasi hayatta bunun örnekleri çoktur. Bazıları da ekonomide, ilimde, irfanda, meslekte lider olur ama daha çok konumuz siyasi içindir.
İleri demokrat toplumlarda toplum liderini kendisi yaratmaktadır. Demokraside ileri seviyede olmayan ülkelerde ise lider toplum içinden çıkıp öne geçmektedir. Tarihte bunun da örneği vardır.
Yakın tarihimizde Cumhuriyet dönemi bu konuda örneklerle doludur. ATATÜRK İstiklâl Savaşı'nın ortaya çıkardığı bir liderliğin de üstünde kurtarıcı, kurucu, dahi ve nadir insan ve önderdir.
İlerleyen yıllardı merhum ADNAN MENDERES lider olarak görülmüş fakat sonu gelmemiştir. Bir ara askeri müdahaleler demokrasi yolunu tıkamış 27 Mayıs 12 Eylül olayları lider akımını durdurmuş ve bir ara merhum Bülent Ecevit sol politikada, merhum Alpaslan TÜRKEŞ ileri seviyede ÜLKÜCÜ siyasetin lideri olmuş fakat ikisi de bir süre sonra silinmiştir. Gerçi MHP o yolda görülmektedir ama farklı bir konumdadır.
Böylece bir zaman ECEVİT ve TÜRKEŞ rüzgarı siyasete hakim olmuş, sol görüş bir hayli ileri gitmiş, okur yazar kesimi siyasetin önüne çıkmış, sağ kanatta da bazı isimler yükselmiştir. Bu demektir ki bir zaman sol kesim ve onun taraftarı kültürlü kesim, okur yazar kadrosu siyasete yön vermeye çalışmıştır. Sonra 12 eylül hadisesi her iki akıma da son vermiş ve bir yeni dönem AK Parti dönemi ve muhafazakar kesim dönemi başlamıştır. Ancak AK Parti muhafazakarlığı yanında demokraside ilerlemeyi de hedef edinmiş ve Avrupa Birliği üzerinde de etkin adımlar atmıştır. Henüz sonuç alınmamış olsa bile demokrasi sahasında önemli merhaleler kazanılmıştır. Bu arada Silahlı Kuvvetlerin siyasete müdahil olma hakkı gibi görülen sözlü veya fiili müdahaleleri sona erdirilmiş ve bazı ilerlemeler kazanılmıştır. Bu bakımdan 12 Eylül belki de farkında olmayarak demokrasi yolunda yararlı olmuştur. Etkisi sonrdan ortaya çıkmıştır, daha da çıkacaktır. 27 Mayıs-12 Eylül arasında sayın Süleyman Demirel önemli bir siyasi kimlik olarak görülmüş ve tarihe osıfatla geçmiştir.
Halen siyaset ve toplum sayın AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan lider olarak siyaseti ve toplumu temsil etmektedir. Muhalefet ise ayrı bir lider kadrosu ile yoluna devam etmektedir ama topluma hakim olan lider olarak sayın ERDOĞAN öndedir. Haziran seçimleri yeni bir lider çıkarabilir veya sayın ERDOĞAN devam edebilir.
Son durumda eskinin sol akımı yerine şimdi sağ akım ve o paraleldeki okur yazarların önde oldukları, onların ülke sorunları ve demokrasi açısından ileri seviyede oldukları, sol fikir ve düşünce adamlarının geride ve sessiz kaldıkları görülmektedir.
Bu gelişme yolunda muhafazakar ve kültürlü kesimin öne geçtiği gerçeğini yaşıyoruz. Ancak demokrasi yolunda daha emek ve zaman ihtiyacı vardır.
Halen siyaset seçim atmosferi içine girmiş olup geniş ufuk yerine dar çerçeveli bir ufuk hakim bulunmaktadır. Sayın liderler kişisel sataşma, çekişme ve yerel tabirlerle birbiri ile yarış içinde görülmektedirler. Ülke için vaadler, proğramlar zayıf ve geride kalmaktadır. Halbuki kişisel sataşmaları, söz ve deyim yarışlarını bırakıp önemli poğramlar açıklanmaları daha normal ve beklenen olaylardır.
Fakat övünebiliriz ki bir yeni akım demokrasi yolunda başarı için aktif yoldadır. Gelecek günlerin aydınlık olacağı tabiidir. Zira artık liderler tek başına değil, halk kesiminin aydınları ile siyaset sahasına girdekleri bir ortamı yaşıyoruz. Halk iradesinin daha etkin olduğu ve aydınların konuşacağı bir ortama hızla gidiyoruz, giriyoruz.