EDEP, HAYA ve ADAP; insan hayatının onurlu ve zorunlu temel yapısıdır. Edep toplum için makbul sayılan terbiye, bilgi, saygı, haddini bilme gibi kabul gören, haddini bilmemek, yerini ve sözünü düşünmeden isabetsiz kullanmak, toplumun hoş görmediği, tasvip etmediği, hatta ayıpladığı söz ve hareketleri ifa etmek suretiyle oluşan manevi değerleridir. Hayatın her safhasında görülür, görülebilir. Tabidir ki müsbet manada haddini bilmek yani kısaca müsbet manevi davranış alkış alır, sahibini onurlandırır ama haddini aşmak yani edep dışı hareket ve söz sahibi için hoş görülmez veya açıkça ayıplanır, yada vicdanlar, gönüller o sözü, fiili ayıp sayarak olayı içine atar ve saklar.
İnsana onur getiren veya onur sildiren bu edep hadisesi hayatın her safhasında görülür ve geçerlidir.
Örnek olarak bir toplantıda oturmak, konuşmak, hitap tarzı, hareketler dikkat çeker ve edep, adap dışı haller hoş karşılanmaz, ayıplanır. Hatta toplu oturuşlarda, toplu olaylarda edep ve adap dışı hareketler düzen bozucu olabilir. Bu iki konu medeni alem için olduğu kadar İSLAMİ çevrede ve İslami olaylarda dahi önemlidir ve hatta Yüce dinimizin saygın kurallarındandır. Zira cemaatle kılınan namazlarda ve özellikle camilerde bazı kişilerin bu saygınlığa riayet etmedikleri görülmektedir.
Nitekim saf halinde bulunmak, safları düzgün tutmak önemli bir konudur. Ama müezzin veya imam bu konuda cemaati birkaç defa uyarır.
Ön safta namaz kılmak daha ziyade ilim, irfan sahibi olan veya öyle olan yaşlıların ilk hakkıdır. Sonra yaşça büyük olanların ön safı işgal etmeleri düşünülür. Çocukların sakin şekilde cemaat içinde münasip yer almaları tercih edilir.
Camilerde bazı kişiler sandalye veya tabure üzerinde namaz kılmaktadırlar. Bunların da belli bir kısımda topluca bir arada olması düzen için gereklidir. Fakat bazıları istedikleri yere sandalyesini koyup karışık tarzda veya aralıklı sandalye, tabure dizisi oluşturmaktadır. O zaman iki sandalye dizisi arasında kalan cemaat secde esnasında önceki grubun sandalyesi, taburesi ayaklarına başını temas etmesi gibi hoş olmayan durumlar meydana gelmektedir. Bu da cami adabına uygun olmayan haldir. Halbuki ALLAHIN evi olarak bilinen camilerde İslami adaba, camii adabına uymak çok lazım olan bir saygı ve hürmet ifadesidir. Bu riayete uymayanlar az sayıda ise de cemaatin bu konularda VAAZ esnasında ve hatta cep telefonlarının cami içine girmeden kapatılması hatırlatılmalı ve o ulvi mekan, ulvi ibadet esnasında hataların en aza indirilmesi ibadetin ağırlığına ulviyetine uygun olacaktır.
Gerçi büyük topluluklarda ve bilhassa ibadet gibi herkesin hakkın olan bu hadisede bir disiplin, bir kesin düzen sağlamak mümkün değildir. Ama vaazlarda bilgi olarak hatırlatılması lüzumlu olmaktadır.