Malumun ilanı gibi aslında Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanacak olan Mavi Marmara raporu öncesinde raporun ne şiş yansın ne de kebap misali hazırlanacağını tahmin etmiştim. Öyle ki artık bu raporun açıklanmasından sonra tahminlerimde yanılmadığımı anladım.
Aslında Türkiye olarak dış politika açısından çok kötü bir sınav veriyoruz. İçerde iktidar kanadından ne kadar üflerlerse üflesinler, Türkiye dış politikası çökmüştür.
Stratejik derinlik denen bir olguyu yerleştirmeye çalıştıkları Türk dış politikası maalesef artık kayda alınmıyor. Eğer Türkiye birilerinin dedikleri gibi büyük aktör olsaydı bugün yaşanan fecaat tablosunu seyretmiyor olacaktık.
ABD güdümlü Türk dış politikasının çöküş süreci Ermeni- Azeri anlaşmazlığı için İsviçre ‘de yapılan toplantı sonrasında zaten çökmüştü.
Öyle ki içerde büyük bir politik başarı gibi gösterilmeye çalışılan bu olay maalesef o günden bugüne hiç mesafe kaydetmemiş olarak olduğu yerde duruyor. Kaldı ki tarafları İsviçre’de bir araya getirerek Türkiye’nin hiçbir konuda itirazı olmadan yapılan anlaşma sonucunda koskocaman bir sıfır yaşadık. Ermenistan Cumhurbaşkanı bugün için kalkıp gençlere “ İlk hedefiniz Ağrı “ diyebiliyorsa ve kendi nesillerinin görevini Karabağ’ı alarak yaptıklarını ifade ediyorsa ortada bir anlaşmadan ziyade Türkiye’nin uluslararası alanda düştüğü ayakçılık durumu vardır.
Kaldı ki İran ile yapılan anlaşma sonrasında ABD tarafından sıkıştırılan Türkiye Cumhuriyeti cevap olarak bilahare Dışişleri Bakanının ağzından “İran ile yapılan anlaşmada tüm ABD istekleri karşılandı” diyerek acı bir itirafta bulunulmuştu.
Her tarafa hükmeden Sayın Başbakan’ın yanında Erzurum’da kış olimpiyatları açılış töreninde Yunan Başbakan’ı çok ağır ifadeler ile amiyane tabirle ülkemizi aşağıladı. Fakat Sayın Başbakan bu aşağılamaya karşı Türkiye’yi o kürsüde hırpalayanlara cevap bile veremedi.
Kulakları duymayan bir Cumhurbaşkanı olan İsrail Cumhurbaşkanına Davos’ta one minute denildiğinde hepimiz Sayın Başbakan’ı takdir etmiştik. Sonrasında fotoğrafın büyük kısmına bakınca manzara-i umumiye’nin hiç öyle olmadığı ve birilerinin bu tabloyu iç politika malzemesi olarak kullandığını gördük.
Barzani gibi bir kişiyi abi diye selamlayan Dışişleri Bakanı yine bizim ülkemizde dışişleri bakanlığı yapıyor. İran bile Barzani’yi teröre geniş alan tahsis etmekle suçladığı halde , terörist saldırıların ve şehitlerin arkası kesilmeyen ülkemizde hava harekatı yapıldı diyerek milletimiz uyutulmaya devam ediyor. Kaldı ki hava harekatları hususunda milletin güvensizliği ortada iken kara harekatı yapabilirken bugünlerde AKP iktidarı tarafından imza edilen Dubai anlaşması yüzünden maalesef sınır ötesi harekat yapamayan her gün güvenlik güçlerimizin can verdiği bir ülkede yaşıyoruz.
Terör her gün güvenlik güçlerimizi kastederken bakıyorsunuz ki terörist adı altında TSK mensupları terör örgütü üyeliği ile suçlanarak tutuklanıyor. İtibarsızlaştırılan Türk Silahlı Kuvvetleri değil. Herkes buna emin olsun . Manzara içerisinde 2002 yılından itibaren tek başına iktidar olan bir parti ile beraber dünya coğrafyasında itibarını kaybeden ve vatandaşları kendi ülkesi içerisinde katledilen, kaçırılan ülke Türkiye Cumhuriyeti itibarsızlaştırılıyor.
(ANAYURT GAZETESİ)