İsrail suçludur. Silahsız sivilleri öldürmüştür. Bu madalyonun bir tarafı iken, Aktivistlere verilen Mavi Marmara gemisini satan kamu suçsuz mudur? Kaldı ki sadece bu değil. Geminin içi dolu onlarca insan ile Türk limanlarından ayrılmasına nasıl ve hangi gerekçe ile kim müsaade etmiştir? Sorumluyu eğer biraz sorumluluk sahibi isek kendi içimizden bulup çıkartalım. Tabi olan hayatımızı kaybeden dokuz canımızın hakkını her alanda savunalım. Fakat gerçek şu ki bu yönetim kadrosu ile bahsettiklerimi yapabilme şansımız çok fazla yok. Çünkü basiretsizlikten öte devlet yönetmek farklı tecrübeler ister. Sadece tecrübe değil; bilgi,birikim ve son 1000 yıllık dünya tarihini çok iyi bilmeyi gerektirir.
Bugün stratejik derinlik diyerek yola çıkanlar stratejik derinlikte koskocaman Türkiye Cumhuriyetini ayakçı durumuna düşürdükleri için, İsrail’in Türkiye Cumhuriyetini devletini Birleşmiş Milletler eli tokatlamasına müsaade ettikleri için , Ermenistan Cumhurbaşkanı tarafında vatan toprağı hedef gösterildiği için , Yunan başbakanı tarafından Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı yanında aşağılandığımız için; dış politika bilgisizliği sonucunda “ Yarın Batı, Türkiye Cumhuriyetini Kıbrıs’ta işgalci olarak gösterecek” diyen Yaşar Yakış gibi bir ismin bu ülkede dışişleri bakanlığı yaptığını hepiniz unuttunuz.Bugün için dış politika adına yaşanan talihsizliklerin en ağırını önümüzdeki günlerde yaşamaya hazırlanıyoruz.ABD tarafından hemen hemen dünya üzerinde söz sahibi olan ülkelerin katılımı ile, bunların içerisinde Meksika ve Latin Amerika ülkelerinin katılımı ile Kürt konferansı toplanma hazırlıkları yapılıyor.Bize bir sandalye verdikleri takdirde emin olun bizimkiler koşa koşa gideceklerdir.
Sözüm ona seçimlerden önce Irak’ta hükümet kurma çalışmalarına katkı vermek üzere Erbil ve Bağdat’a giden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, mart ayında faaliyete geçen Türkiye’nin Erbil Konsolosluğunu resmen hizmete açtı. Böylece Türkiye’nin “Kürt açılımı”nın yol haritasının mimarları David L. Philips ve Henry Barkey’in listesinde yer alan bir “arzu” daha 2-3 yıllık gecikmeyle karşılandı. Evet, birkaç yıl önce Erbil’de konsolosluk açacağımız söylense, kıyamet kopardı, şimdi yaprak kıpırdamıyor, hatta alkışlanıyor… Nasıl olsa konsolosluk açmanın ne demek olduğunu idrak edemeyen % 50‘lik kitle hayatından memnun. Nereden nereye?!..
Konsolosluk açma gelişmesinin önemli iki temel sonucu olacak:
Birincisi Türkiye’nin, Barzani yönetimini resmen tanımasıyla, Irak’ın üçe bölünmesi adım adım kesinleşiyor. Birçok ülke Türkiye’yi bekliyordu. Mesela ABD, hala Erbil’de konsolosluk açmış değil. Ağustos ayında alınan bir karar ve yapılan açıklama, ABD’nin Irak planının itirafı gibiydi. Erbil’in yanı sıra Basra’da konsolosluk açma düşüncesinde olduğunu duyuran ABD, “Bağdat Büyükelçiliğine bağlı olarak Kerkük ve Musul’da da kalıcı olmayan temsilcilik kurulacak” demişti. Türkiye’nin bu tarihi “açılımı”ndan sonra herhalde artık ABD de o kararlarını gönül rahatlığıyla hayata geçirecektir. Irak’ta patronajlığın Obama değil, başından beri Irak’ın üçe bölünmesini savunan Başkan Yardımcısı Josef Biden’da olduğunu da unutmayalım!.. İşte bugün o gün , ABD Erbil’e konsolosluk açmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda Kandil dağında teröristlerin yerine ABD askerleri devriye geziyor. Olası bir Türkiye, İran kara harekatına karşı ABD önlemini alarak yarın askerim öldü diyerek tekrar Türkiye’ye diyet ödetmeye hazırlanıyor.
Bugün için fazla derinlerde gezmeye gerek yok. Adı stratejik de olsa Türkiye Cumhuriyeti devleti Yurtta Sulh , Cihanda Sulh ilkesini şaşırmadan bekasını devam ettirmelidir. Aksi sonuçları bugünden düşünmek bile istemiyorum.