Geçtiğimiz genel seçim kampanyalarında gözüme çarpmıştı, bir grup bağımsız milletvekillerinin afişi. ‘Demokratik Özerklik’ yazıyordu az önce bahsettiğimde afişte.
Bu iki kelime zihnimde bir yer edindi, biraz muhasebesini yaptım, yok olamaz dedim böyle bir şey istemezler dedim kendi kendime.
Zira bu demokratik özerklik bana eski Sovyet sistemini çağrıştırıyordu. Yani şimdilerde körelmiş bir ideolojinin uyguladığı bir sistemdi.
Yinede emin olamadım ve bu durumun analizini, yorumunu yapmadım.
Cuma günü Diyarbakır’da 13 tane can verdik teröre, bölücülere…
Şehitlerimizden iki tanesi hemşerimizdi, Cumartesi günü ise şehitlerimiz için tören düzenlendi.
Şehitlerimizin törenine katılmak üzere Adana’ya gelen Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana milletvekilimiz Ömer Çelik, bu özerklik isteyen gruplar için açıklamada bulundu. Çelik yaptığı açıklamada, ‘demokratik özerklik’ için ‘stalinistlik’ benzetmesi yapıyordu.
Çok doğru ve yerinde bir tespitte bulunmuştu Ömer Çelik.
Türkiye’de insanların; ABD ve Avrupa’dan daha özgür olduğunu kanaatindeyim.
ABD’de olsa bu insanlar böyle özerklikten bahsedemezler, anında ipe götürürler.
Hele sıkıyorsa ‘ben komünistim’ de. Bak bakalım başına neler geliyor.
Türkiye’de ifade özgürlüğünde bir sıkıntı yok, bir sorun yok…
Kimse demesin özgürlüğüm kısıtlı. Peki bu bölünme istemi nereden çıktı?
Çanakkale Savaşı’nda Anadolu’da yaşayan tüm dinlere, mezheplere, ırklara mensup insanların en az bir yakını şehit olmuştur.
Zaten bunlara sorarsanız ‘niye bölünme istiyorsunuz?’ diye, yok efendim biz bölünme istemiyoruz, bizim istediğimiz özerklik.
Türkiye’yi yönetenler daha iyi bilir; özerklik ayrı bir olay, bölünme ayrı bir olaydır.
Kısaca, özerklik ve bölünme aynı durum değildir.
Bölündüğün zaman kendi Cumhuriyetini kurduğun vakit, her konuda bağımsız olursun ve kendi kendine yetinmek zorundasın.
Ama özerklik öyle değil, özerkliğini aldığın ülkeden her türlü yardımı alırsın.