Konunun sözle ifadesi dahi çirkin, nahoş bir ifade ve sözcük. Zira demokraside milletvekilliği ile tutukluluk halinin bir arada olması akla, mantığa, işin mahiyetine uygun değildir. Nitekim demokrasi hukuk rejimidir. Kişi haklarının, insanlık haklarının üstün olduğu bir yönetim biçimidir. Öyle bir yönetimde demokrasi ve onun içinde milletvekilliği kavramının hakim olduğu sistemde hem milletvekili, hem de tutuklu sanık veya hükümlü sıfatı birleşemez, bir arada bulunamaz. Bulunması bir hukuk ve demokrasi fakirliği olur, yanlış hukuk işi olur.
O halde meclise iştirak edemeyecek kadar hukuki sorumluluğu olan kişinin öncelikle milletvekili seçilmemesi gerekir. Eğer aday olma ve seçilme hakkı var ise o kişi seçildikten sonra serbest kalması işin felsefesi, mantığı açısından zorunlu haldir.
Bu duruma göre ya seçilme hakkı olmamalıdır, ya da seçilmişse cezaevi ve tutukluluk hiçbir demokrasi ilkesi bağdaşmaz. Bu bakımdan muhalefetin sesi normaldir, makuldur ve bir demokrasi feryadıdır… haklıdır. Ancak eylem yolu ile hak aramak ve başka ilde toplanmak makul ve haklı iş ve hukuki mücadele değildir. Ancak haksız bir eylemdir.
Oysa eylem hukuk önünde makbul sayılamaz. Hatta meşruiyet sınırları dışında dahi sayılabilir. Çünkü millet, VEKİLLERİNE benim hakkımı savunsun diye oy vermiştir. Hak savunulacak yer ise TBMM’dir. O meclisin usul ve adabı dışındaki davranış eylemdir ve meşru sayılamaz. Nitekim milletvekilinin çalışma alanı, güç alanı TBMM içidir. Dışarıdan bazı istek ve talep, yokluğa , mağlubiyete mahkumdur ve millet iradesini TBMM’ne taşımamış bir vekalet görevi yasa dışı olup sorumluluk gerektirir. Zira avukat müvekkilinin davasına girmemiş ise görevini ihmal etmiştir, cezai ve hukuki açıdan sorumludur. Milletvekilleri de milletin vekili olarak en az manevi sorumluluktur.
Çok dikkat çekicidir ki; halen dayanılan ANAYASA bir askeri yönetimin ağır bir sonunda çıkardığı ve o zaman ki endişeleri taşıyan bir anayasadır. O halde evvela o anayasa yenilenmeli olgun demokrasi sağlanmalıdır.
Önemli bir konuda şudur ki; bazı halde sayın mahkemeler tutukluluk için gereğinden fazla meyilli ve cömert takdirde bulunmaktadır. DAHA ÇOK ÖNEMLİSİ, yanlış yasaya dayanıyorsa o yanlış hükümlerin yine yasa yolu ile düzeltilmesi için acele edilmeyişidir.
Fakat ne olursa olsun seçilmiş kişinin tutuklu kalması demokrasiye, onun gereklerine hiç uygun değildir. Türkiye hukuk kargaşasından ve siyaset mekanizması da inattan ve kinsel davranıştan kurtulmalıdır.