Seçimlere az bir süre kaldığı için şu sıralar sıra atlatarak rakam makyajları yapılıyor.
7.Büyük Tarım ekonomisi demek ; tarım ürünü tüketen toplum demek. Nüfus 74 milyon olunca bu kadar tüketmenin anormal bir durumu veya önemsenecek bir durumu var mı ?
Eminim bu veri verilirken tüketemeyenleri unutmuşlardır. Diyarbakır’da dört çocuğunun önüne kahvaltı koyamadığı için intihar eden Anneyi unutmuşlardır. Bebek hali ile annesinin kucağında midesinde tek bir gıda kırıntısı olmayan bebeğin açlıktan ölümünü de unutmuşlardır.
Sıkılmak bir yana yüz kızarması insan hayatında önemli bir belirtidir. Devleti dokuz yıl süre iktidar olarak yönetirken büyük bir başarı dünya’nın yedinci büyük tarım ekonomisi olmuşuz. Bununla övünecek olan siyasiler ne çabuk unuttular. Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün vatandaşlarının karnını doyurduktan sonra kalanı ihraç eden dünya üzerinde kendi kendine yetebilen yedi ülkeden birisi iken , tarım ürünlerini tüketen yedinci dünya ülkesi olmak başarı mıdır ?
Bu yüzen OECD raporlarında 2009 yılı sonu itibarı ile nüfusumuzun % 17’si yoksul olarak tespit edilmiş. Türkiye gelir adaletsizliğinde 35 OECD üye ülkesi arasında ilk üç içerisinde başa güreşiyor.
Peki bu kadar tarım ürününü kim yemiş ? Hep beraber yemişiz arkadaş.Ayrıca bizim ülkemiz hayvan ithal eden ve hatta buğday , pirinç ithal etmiyor mu ?
Biz Dünya’nın önemli tarım ürünü ihraç eden ülkeleri arasında yer alabiliriz. Hatta Dünya’nın 7.Büyük tarım üreticisi ülkesi de olabiliriz. Bu veriler on yıl önce yine böyleydi.Fakat kendi kendine yetebilen dünya’nın yedi ülkesinden birisi değiliz. Böylece ülke olarak kendimize yetmiyoruz. Hatta insanlarımızı doyurmak için ithal ediyoruz.
Dünya’da hayvan ithal ederek Kurban bayramını kutlayan nadir Müslüman ülkelerden birisiyiz. O kadar çok et tüketmediğimiz halde etin kilosu dünya’yı sollamış durumda. Bu durumda iktidar halkı sallamıyor bile ;
Madem bu kadar büyük tarım ekonomisiyiz kesinlikle bu rakamlar 2002 yılından önce yoktu diyebilirler. 2009 -2010 yıllarında sebze üretim ve tüketimimiz azalmış Bu yüzden olsa gerek her üç çocuktan biri yatağa aç girerek uyuyor. Geride kalanların karnını çok fazla doyurduğu söylenemez. İlginç olan et bile alamayan halkımız artık sebze alamıyor. Sorumlusu kim ? Ben değilim.Son dokuz yıldır ülkeyi yönetenler artık sorumluluk alsınlar.
Kendi kendine yeterlilik düzeyi yüzde 100?ün üzerinde görünmesine karşın, 2009-2010 yıllarında 10 bin 240 ton domates, 3 bin 358 ton karpuz, 6 bin 87 ton patlıcan ithalatı yapılmış. Bezelyede yeterlilik oranı yüzde 84,7 düzeyinde olduğu için, bu dönemde 19 bin 586 ton bezelye, yeterlilik oranı yüzde 98,78 olduğu için bin 544 ton sarımsak ithal edilmiş. Ispanak, lahana, marul, pırasa, semizotu gibi ürünlerde de kendine yeterlilik oranı yüzde 100?ün üzerinde gerçekleşmekle birlikte, 67 ton ıspanak, 834 ton marul ve 38 ton lahana ithalatı gerçekleşmiş.Çelişkiyi fark ettiniz mi ? Yeterlilik % 100 ama ithal ediyoruz.
(ANAYURT GAZETESİ)